Ümmete Mektup



Ümmete Mektup

Okunma Sayısı:227


YAZARLAR - Mütebessime
Eklenme Tarihi:2018-07-02 21:57:43


Mütebessime

       Kaderi bilinmez bu dünyanın, çığlıklarını kimsenin duymadığı şehrinde açtı gözlerini ilk kez. Üç yaşında babasını bir daha göremeyeceğini anladığında idrak etti nasıl bir mücadelenin içinde olduğunu. Bahtına on bir yaşında bırakıp gitmek düştü doğup büyüdüğü toprakları. Tüm Aşkelonlular gibi o da bir mülteciydi artık. Annesine göre onları sevmeyen insanlardan kaçmak için taşınmışlardı Gazze’ye. Ağabeylerine göre direnişe destek veriyorlardı.
        Yeni şehirlerinde kısa zamanda alıştığı okulunu birincilikle bitirmişti. Hem çok zekiydi hem de bilmediklerini öğrenmek için çok hevesliydi. Kafasına takılan soruların cevabını almadan hiçbir eyleminden zevk alamazdı.Beynini kemiren soru işaretleriyle birlikte denize dalar, derinlerde kulaç atarak düşünürdü. Bir gün yine yüzme esnasında kafatası üstüne düştü ve bu kaza sonucu boyun kemiği kırıldı. O artık boynundan aşağısı hareket etmeyen bir felçliydi. Fakat onun gibi ilme aç birisi için bir bahane değildi bedensel engel. İnsanın ruhu engelli olmasın yeterdi.
       Zamanının önde gelen ilim adamlarından özel dersler aldı, kendini geliştirmeye devam etti oturduğu yerden. Ve artık kabına sığamaz oldu bilgileri. Taşmak istiyordu, anlatmak, öğretmek, haberdar etmek istiyordu herkesi. Zulmü, şehadeti, direnişi anlattı camilerde, vatanı sevmeyi anlattı okullarda örencilerine. Hem hatiplik hem öğretmenlik yaptı. Asla mazeret göstermedi bedensel durumunu. Neresi sağlam ise orasıyla yapmalıydı insan İslam’a hizmetini. Elleri ve ayakları hareket etmiyordu belki ama dili de engelli değildi ya!
Anlattı, anlattı, anlattı…
     Umutsuzluklara, vazgeçmişliklere kendi haliyle en iyi örnek oldu, umut verdi, güven aşıladı. En önemlisi, sabrı ve tevekkülü öğretti.
Anlattıkça sevildi, sayıldı, gencinden yaşlısına umut oldu Filistin direnişindeki halka. Bu haklı mücadelelerinde kendilerine önderlik edecek kişiyi bulmanın sevinciyle daha güçlü sarıldılar davalarına. Açtığı İslam merkeziyle iyice tanınmıştı ülkenin dört bir yanında. Şeyh Ahmet Yasin denilince herkes saygıyla tebessüm eder olmuştu.
        Direnişçilerin böyle bir motivasyon kaynağına sahip olması elbetteki İsrail’i çıldırtıyordu. Defalarca kez polis merkezine çağırıp gözünü korkutmaya çalışsalar da nafileydi. Sadece başı hareket eden bir adam nasıl oluyordu da kitleleri bu denli etkileyebiliyordu? Şaşılmayacak şey değildi doğrusu. Günden güne tekerlekli sandalyesine mahkûm bir adamdan deli gibi korkmaya başladı işgalciler.
      Bu işin böyle gitmeyeceğini anladılar ve 1984 yılında İsrail’i yıkıp yerine İslami devlet kurma gerekçesiyle Ahmed Yasin ve birçok yardımcısına 13 yıl hapis cezası verdi. Fakat on bir ay sonra Filistinlilerle işgalciler arasında gerçekleştirilen bir esir değişiminde Yasin serbest kaldı. Ve yine Filistinli kitlelerin siyonist işgalcilere karşı sürdürdükleri mücadelenin başına geçti.
       Tarihler 1987’yi gösterdiğinde işgale karşı fiili mücadeleyi organize edecek bir örgüte ihtiyaç olduğu görüldü. Müslüman kardeşlerin genel idaresiyle istişare edilerek Filistin’e özel olarak böyle bir teşkilat kurulması karalaştırıldı. Ve bu karar neticesinde Ahmed Yasin’in öncülüğünde Filistin İslami Direniş Hareketi HAMAS ortaya çıktı. HAMAS ilk olarak adını 8 Aralık 1987’de başlayan intifada ile duyurdu. Kısa zamanda tüm dünyada yayıldı. Şeyh Ahmed Yasin hem HAMAS’ın manevi liderliğini yapıyor hem de intifadanın devamında bir motor görevi görüyordu.
      Ne yapacağını bilemeyen işgal rejimi 1989 Mayıs'ında direnişi kırmak ve intifadayı yavaşlatmak için Yasin’i tutukladı. Direnişçilerin cesaretlerinin kırılacağını düşünen İsrail umduğunun aksine intifadanın daha da alevlendiği gördü
Şeyh Ahmed 9 ay gibi bir süre tutuklu kaldıktan sonra mahkemeye çıkarıldı ve 15 suçlamadan muhakeme edildi. Yasin hukuken mahkemeyi kabul etmediğini şu sözleriyle anlatıyordu:“Bu mahkeme kanuni olarak beni yargılama hak ve yetkisine sahip değildir.  
Çünkü bu mahkeme işgalciler tarafından kurulmuştur. Dolayısıyla tamamen gayrimeşru ve kanun dışıdır.” Bu duruşmadan sonra yargıç duruşmayı belirsiz bir tarihe kadar erteledi. Ve 10 ay sonra tekrar mahkemeye çıkarılacağını bildirdi. HAMAS ise Şeyh Ahmed Yasin’in yargılanmasını protesto amaçlı genel grev ilan etmişti.
       Günler ayları kovaladı. Mahkeme zamanı geldi ve karar kimsenin şaşırmayacağı üzere müebbet hapis oldu. Tekerlekli sandalyesi olmadan yaşayamayan yaşlı ve hasta bir adamdan korkan İsrail, onu bu şekilde engelleyebileceğini sanmıştı. Korkunun ecele faydası yoktu elbet… Uzun ve çileli günler geçiriyordu Yasin fakat bir kez olsun isyan etmiyordu. İsrail ona rejimin şartlarını kabul etmek şartıyla çıkabileceğini defalarca kez söylediyse de asla taviz vermeyeceğini herkes biliyordu. Hastalığı gün geçtikçe ilerliyordu, vücudu işkencelere dayanamamaya başlamıştı. Bedensel engelli olması dolayısıyla zindanda çektiği sıkıntılar had safhaya ulaşmıştı. Bunu bilen işgalciler İsrail’i tanıması halinde serbest kalacağını söylediyse de onlara hep aynı cümleyi kurdu: “Benim için hapiste 100 yıl kalmak karşılığında birtakım tavizler vererek çıkmaktan daha iyidir.” İşkencenin dozunu artırdıkça karşılarında sadece gülümseyen bir adam görmek onları çıldırtsa da vazgeçmediler. Farklı şeyler kabul ettirmeye çalıştılar lakin hepsi boşunaydı.
“Ben İsrail diye bir devleti tanımıyorum, koyduğu kuralları nasıl tanırım?” diyerek direnişine devam ediyordu Yasin. Sekiz yıl süren zindan hayatı boyunca kararlılığından zerre taviz vermemiş ve siyonistlere karşı tutumunu değiştirmemişti. Ahmet Yasin sekizinci yılın son günlerinde, Ürdün’ün başkenti Amman’da HAMAS siyasi birim başkanı Halid Meşal’e karşı başarısız bir suikast girişiminde bulunan iki mossad ajanına karşılık serbest bırakılarak tedavi edilmek üzere Amman’a getirildi. Bir süre tedavi gördükten sonra Gazze’ye geri döndü. Zindan hayatı boyunca çektiği sıkıntılar onu yıldırmamıştı, liderlik koltuğuna tekrar oturarak mücadelesine kaldığı yerden devam etti.
       İkinci Aksa İntifadasındaki başarıları işgalcilerin kendisini takip altına almasına sebep olmuştu. HAMAS’ a karşı geniş çaplı saldırılarına devam eden siyonistler, içinde Yasin’in de bulunduğu bir camiye füze atarak yüzlerce kişinin şehadetine sebep olmuşlardı. Şeyh bu saldırıdan yaralanmadan kurtulmuştu ancak saldırıdan bir yıl sonra Gazze şeridindeki evinde göz hapsine alındı. Sonrasında defalarca kez suikast girişiminde bulunuldu fakat emellerine ulaşamadılar. Hastalığı günden güne artıyordu fakat ara vermeden devam ediyordu çalışmalarına. 
          2004 yılının Mart ayıydı. Şeyh Yasin evinin yakınlarındaki camide sabah namazını eda etti. Cami çıkışı yüreği büyük huşu ile kaplanmıştı. Gökyüzüne kaldırdı başını, hissediyordu kavuşma vaktinin yaklaştığını. Tekerlekli sandalyesiyle ilerlemeye devam ederken işgalcilerin helikopterleri tarafından fırlatılan füzelere hedef oldu. Altmış yedi yıl onurlu bir mücadele vererek nihayetinde şehadet şerbetini içerek ölmek nasip olmuştu.
     Çok şey öğretti bize... Hiçbir engelin azimden daha güçlü olamayacağını, sabır ve tevekkülün her zorluğu yenebileceğini öğretti. Ondan bize kalan çok şey var şüphesiz…Ama Ümmete bir mektubu var ki bugün sesi kulaklarımızda çınlamakta:

"Bırakın savaşçı onuruyla ölelim!

Allah'ım! Ümmetin suskunluğunu sana şikâyet ediyorum!

Ben ki kocamış bir yaşlıyım. Kurumuş iki elim, ne kalem tutuyor ne de silah!

Sesimle yeri inletecek güçte bir hatip de değilim!

Ben ki saçları ağarmış, ömrünün son demlerinde, türlü hastalıkların yıktığı ve üzerinde zamanın belâlarının estiği biriyim!

Tek isteğim, benim gibi Müslümanların zaaf ve aczinden müteessir olanların yazmasıdır!

Siz ey Müslümanlar! Suskun ve aciz, helâk olmuş ölüler!

Hâlâ kalpleriniz sızlamıyor mu, başımıza gelen bu acı felâketler karşısında? Bir halk yok mu? Hiç mi kimse yok, Allah için ve ümmetin namusu için kızacak?

Şerefli direnişçilerken, bizleri katil teröristler olarak ilan edenlere karşı duracak! Bu ümmet utanmaz mı, şerefi çiğnenirken?

Omuzlarımıza el verecek ve gözyaşlarımızı silecek bir bakış! Bu ümmetin kurumları, sivil güçleri, partileri, teşkilâtları ve bariz şahsiyetleri, Allah için kızmaz mı? Tümü birden sokaklara dökülüp, bizim için dua etmeye;

"Ey Rabbimiz! Gücümüzü topla, zaafımızı gider ve mü'min kullarına yardım et!" diye çağıramaz mı? Buna da mı gücünüz yetmiyor?

Yakında bizim büyük ölümlerimizi duyacaksınız, o zaman alınlarımızda şu yazılacak:

"Bizler direndik! İleri atıldık ve kaçmadık!"

Ve bizimle birlikte çocuklarımız, kadınlarımız, yaşlılarımız ve gençlerimiz ölecek! Onları, bu suspus ve bön ümmete yakıt yapacağız!

Bizden, teslim olmamızı ve beyaz bayrak dikmemizi beklemeyin! Çünkü biz, bunu yapsak da öleceğimizi biliyoruz.

Bırakın savaşçı onuruyla ölelim!

Dilerseniz bizimle olun, elinizden geldiğince, öcümüzü sizden her biri boynuna taksın!

Dilerseniz bize acıyarak ölümümüzü izleyin! Temennimiz, Allah'ın, emaneti savsaklayan herkesten kısas almasıdır! Umarız bizim aleyhimize olmazsınız!

Allah aşkına, bari aleyhimize olmayın!

Ey ümmetin liderleri, ey ümmetin halkları!

Allah'ım!

Sana şikâyette bulunuyorum...

Sana şikâyette bulunuyorum...

Gücümün azlığını, imkânımın yetersizliğini ve insanlara karşı zaafımı Sana şikâyet ediyorum.

Sen mustazafların Rabbisin... Sen bizim Rabbimizsin... Bizi kime bırakıyorsun? Bize cehennem olacak uzaklara mı? Veya düşmana mı?

Allah'ım! Akıtılan kanlar, dokunulan ırzlar, çiğnenen hürmetler, yetim bırakılan çocuklar, oğlunu yitirmiş anneler, dul kalmış kadınlar, yıkılmış evler ve ifsad edilmiş ekinler aşkına Sana şikâyette bulunuyorum.

Sana şikâyette bulunuyorum! Gücümüz dağıldı... Birliğimiz bozuldu... Yollarımız ayrıldı...

Halkımızın zaafını ve ümmetimizin bize yardım edip, düşmanı yenmedeki aczini Sana şikâyet ediyoruz..."

Mütebessime

Eklenme Tarihi: 02-07-2018

EDEBİDERYA.COM

Yazarın diğer yazılarını görmek için seçin.

HENÜZ YAPILMIŞ YORUM YOK

 

                                                             YORUM EKLE

MESAJINIZ(Max 3000 karekter)



  

Son Eklenen Videomuz

6.Ders (Altyazılı): Hikâyede Anlatıcı, Bakış Açısı, Tema, Konu, Karşılaşma ve Çatışma



Sitemizdeki yeniliklerden haberdar olmak isterseniz e-mail adresinizi yazıp e-bültenimize üye olabilirsiniz.





      EDEBİDERYA ANA MENÜ

      DERSLERİM || SINIFLARIM

      FATİH HOCA || EĞİTİM

      YARIŞMA || ÖDÜL

      TEŞEKKÜR || TEBRİK

      ÖĞRENCİLERİMİN YAZILARI

      KÖŞE YAZARLIĞI

      İLTİFATLAR VE HATIRALAR

         ZİYARETÇİLER

Aktif Ziyaretçi 1
Dün Tekil 196
Bugün Tekil 126
Toplam Tekil 145906

ziyaretçi Defteri